Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik’te doğdu.
İlköğrenimine, Annesi Zübeyde Hanım’ın isteği üzerine Hafız Mehmet Efendi mahalle mektebinde başladı. Bir süre devam ettiği bu okuldan babasının isteğiyle ayrıldı ve öğrenimini o günün çağdaş eğitim anlayışını benimseyen Şemsi Efendi Mektebi’nde tamamladı.
Mustafa Kemal, askeri dehasını ve liderlik yeteneğini geliştireceği askerî eğitimine, 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi’nde başladı. 1896-1899 yıllarında Manastır Askerî Lisesi’ni, 1902 yılında teğmen rütbesiyle Kara Harp Okulu’nu, 1905 yılında ise yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi’ni bitirdi.
1905-1907 yılları arasında Şam’daki, 5. Ordu’da görev yapan Mustafa Kemal, 1907′de, bugün kıdemli yüzbaşı olarak adlandırılan kolağası rütbesini aldı.
13 Nisan 1909′da, tarihimizde 31 Mart olayı olarak bilinen ayaklanmanın bastırılmasında etkin rol oynayan Hareket Ordusu’nda, Kurmay Başkanı olarak görev yapan Mustafa Kemal, 1910 yılında Picardie Manevraları’nda Türk Ordusu’nu temsil eden kurulda yer aldı.
1911 yılında, İstanbul’da Genelkurmay Başkanlığı’ndaki görevinin ardından, İtalyanların Trablusgarp’a saldırısıyla başlayan savaşta, Tobruk ve Derne bölgelerinde gönüllü yerel güçlerin başında bulundu. Aynı yılın 27 Mart’ında binbaşı oldu, 1912 yılının 6 Mart’ında ise Derne Komutanlığı’na getirildi.
1912′de Balkan Savaşı’nın başlamasıyla, İstanbul’a geri dönerek, Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katılan Mustafa Kemal, Dimetoka ve Edirne’nin geri alınmasında önemli rol oynadı. 1913 yılında atandığı Sofya Ataşemiliterliği görevini sürdürürken yarbaylığa yükseltildi.
1914 yılının Ekim ayında, Osmanlı İmparatorluğu’nun İttifak Devletleri’nin yanında I. Dünya Savaşı’na katılmasıyla, 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi. İtilaf Devletleri’nin tüm gücüyle yüklendiği Çanakkale’de eşsiz bir direnişin önderliğini yapan, çarpışmanın yazgısını değiştiren ve “Çanakkale geçilmez” dedirten yine Mustafa Kemal’di.
25 Nisan 1915′te, Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasının ardından, 1 Haziran 1915′te albaylığa yükselen Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanı olarak 9-10 Ağustos’ta Anafartalar, 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar Zaferleriyle başarılarına yenilerini ekledi.
27 Ocak 1916′da karargâhı Edirne’de bulunan 16. Kolordu’nun Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, kısa bir süre sonra, 16. Kolordu’nun, Doğu Cephesi’nin güçlendirilmesi amacıyla Diyarbakır’a kaydırılması kararlaştırılınca, Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır’a gönderildi ve rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi. Rus güçleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı.
Mustafa Kemal, 2. Ordu Komutanlığı’na, sonra da Halep’te Alman Generali Falkenheim komutasındaki Yıldırım Orduları Grubu’nda, 7. Ordu’nun Komutanlığı’na atandı. 15 Aralık 1917′de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yapılan resmî ziyarete katılan Mustafa Kemal, 15 Ağustos 1918′de yeniden 7. Ordu Komutanı olarak Halep’e döndü. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından bir gün sonra, Mustafa Kemal’in, 31 Ekim 1918′de getirildiği Yıldırım Orduları Komutanlığı görevi, bu Ordu’nun 13 Kasım 1918′de kaldırılması üzerine sona erdi. O’nun artık görev yeri Harbiye Nezareti idi.
Mondros Ateşkesi, yurt topraklarının İtilaf Devletleri’nce paylaşılmasını ve işgal edilmesini öngören, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecini hızlandıran, koşulları ağır bir antlaşma olarak tarihteki yerini aldı.
Ateşkes koşullarının yanı sıra, yöneticilerin yanlış tutum ve davranışları sonucu ülkenin içine sürüklendiği durum, Mustafa Kemal’in uzun yıllar boyunca zihninde yeşeren düşüncelerini harekete geçirmesini ve Türk Ulusu’nu esenliğe kavuşturacak kararı almasını sağladı.
Mustafa Kemal’in, “Ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız, koşulsuz bağımsız yeni bir Türk Devleti kurma” kararını alması ve bunu gerçekleştirecek koşulları oluşturmak amacıyla Samsun’a hareketi, tarihin akışını değiştiren bir adımdır.
“19 Mayıs” Türk Ulusu ve kendi yaşamı içinde öyle bir dönüm noktasıdır ki, Mustafa Kemal bu günü “doğum günü” olarak nitelemiştir.
Mustafa Kemal’in, “Ben, Samsun’a çıktığım gün elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk Milletine güvenerek işe başladım” sözleri, O’nun kurtuluş yolunda, ulusal birliği gerçekleştirmek düşüncesiyle çıktığı Anadolu yolculuğunda Türk Ulusu’na duyduğu güveni ortaya koymaktadır.
Ulusal savaşımın bayrağını açmak için beklediği fırsat, 9. Ordu Müfettişliğine getirilmesi ile karşısına çıktı ve 19 Mayıs 1919′da ulaştığı Samsun’da kısa bir süre kaldıktan sonra 28 Mayıs 1919′da gittiği Havza’da, tüm komutanlara, üst kademedeki yöneticilere ve ulusal kuruluşlara gizli bir genelge yayımlayarak, işgal karşısında bütünleşme çağrısında bulundu.
22 Haziran 1919′da Amasya’da yayımladığı genelgede, “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ilkesine yer vererek, Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. İngilizlerin baskısı sonucu müfettişlik görevinden alınmak istenmesi üzerine, askerlikten ve resmî görevinden ayrılma kararı alan Mustafa Kemal, 8 Temmuz 1919′da bir duyuruyla, tüm gücüyle Anadolu’nun bağımsızlık savaşı için çalışacağını açıkladı.
23 Temmuz-7 Ağustos 1919 günlerinde, geleceğimizin sağlam temeller üzerinde biçimlenmesinin yolunu açan Kurtuluş Savaşı’nın temel ilke ve yöntemlerinin belirlendiği, Erzurum Kongresi’ni topladı. Bölgesel konuları görüşmek için toplanan Kongre’de ülkenin tümünü ilgilendiren önemli kararlar alınarak ulusal savaşımın esas programı hazırlandı.
Mustafa Kemal 7 Ağustos 1919′da Kongre’nin kapanışı nedeniyle Kongre heyetine yaptığı konuşmada, esaslı kararlar alındığını ve dünyaya Ulusumuzun varlığı ve birliğinin gösterildiğini, tarihin bu Kongre’yi ender ve büyük bir eser olarak kaydedeceğini söyleyerek, toplantının önemini ortaya koydu.
4-11 Eylül 1919 günleri arasında toplanan ve Ulusumuzun, birlik ve dayanışma içinde bağımsızlığından hiçbir koşulda ödün vermeyeceğini dünyaya duyuran Kongre olma özelliği taşıyan Sivas Kongresi’nde, manda yönetimi tümüyle reddedildi. Erzurum Kongresi kararları genişletilerek, Misak-ı Millî görüşü yinelendi. Tüm ulusal direniş örgütleri “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirildi. Yurdumuzun tamamını temsil eden Heyeti Temsiliye’nin başkanlığına seçildi.
20-22 Ekim 1919′da İstanbul’dan gelen Bahriye Nazırı Salih Paşa’yla Amasya’da görüştü. Anadolu’da başlatılan ulusal savaşımın İstanbul Hükûmeti tarafından tanınması yönünden büyük önem taşıyan Amasya Protokolü imzalandı.
7 Kasım 1919′da, İstanbul’da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurum’dan milletvekili seçildi.
27 Aralık 1919′da, Heyeti Temsiliye üyeleriyle birlikte geldiği Ankara, bu tarihten sonra Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önemli kararlarının alınarak, tüm Anadolu’ya yayıldığı önemli bir merkez oldu.
İstanbul’un, 16 Mart 1920′de resmen işgal edilmesi üzerine, Mustafa Kemal, bu hareketin haksız ve hükümsüz olduğunu belirterek, kapanan Meclis’in Ankara’da açılacağını tüm dünyaya ilân etti.
Mustafa Kemal, 19 Mart 1920′de yayınladığı bir genelgeyle, ulusun yeniden seçeceği temsilcilerle kurulacak yeni Meclis’in ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak önlemleri alacağını ve uygulayacağını duyurdu. Bu genelgenin ardından ülkenin her yerinde seçimler yapıldı ve Ankara’da toplanacak Millet Meclisi’nin hazırlıkları tamamlandı.
Böylece ulusal istenci gerçekleştiren ilk Meclis 23 Nisan 1920′de Ankara’da toplandı ve Mustafa Kemal Meclis Başkanlığı’na seçildi.
Bağımsızlık savaşımının askerî ve siyasî önderi ve ileri görüşlü kişiliğiyle davanın beyni olan yüce önder, 11 Mayıs 1920′de İstanbul Hükûmeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
Bir an önce kurulmasına büyük önem verdiği düzenli ordu ilk başarısını, 11 Ocak 1921′de, I. İnönü, 31 Mart 1921′de de II. İnönü zaferlerini kazanıp, Yunanlıların geri çekilmek zorunda kalmasıyla elde etti.
Meclis’te uzun görüşmeler sonucu 20 Ocak 1921′de ilk anayasa olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Misak-ı Milli’ye ve Anayasa’nın ilkelerine uygun biçimde çalışır duruma getirebilmek için, 10 Mayıs 1921′de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nu kurdu. Grubun seçilerek göreve getirilen başkanı Mustafa Kemal’di.
5 Ağustos 1921′de, Mustafa Kemal’in, geniş yetkiler verilerek üç ay süre ile Başkomutanlık görevine getirilmesini sağlayan yasa kabul edildi. “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz.” anlayışı ve direktifiyle 23 Ağustos-13 Eylül günleri arasında, 22 gün 22 gece süren çarpışmalardan sonra Yunan Ordusu Sakarya Nehri’nin doğusunda tümüyle yenilgiye uğratıldı. Sakarya Zaferi’nin ardından, TBMM’nin çıkardığı bir yasayla, savaştaki üstün başarısından dolayı Yüce Önder Mustafa Kemal’e 19 Eylül 1921′de “mareşallik” rütbesi ve “gazi” unvanı verildi.
26-30 Ağustos 1922 günleri arasında Mareşal Gazi Mustafa Kemal komutasındaki Başkomutan Meydan Muharebesi, Türk Ordusu’nun kesin zaferiyle sonuçlandı. Başkomutan’ın “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle Türk Ordusu, büyük bir moral ve güç ile İzmir yönünde ilerledi. 9 Eylül 1922′de çekilen düşman kuvvetlerinin İzmir’de yenilgiye uğratılmasıyla, 4 yıl süren Ulusal Kurtuluş Savaşımı amacına ulaştı.
3 Ekim 1922′de imzalanan ve 11 Ekim 1922′de yürürlüğe giren Mudanya Ateşkes Antlaşması ile savaş durumu sona erdi. Barış Antlaşmasının koşullarını görüşmek üzere Lozan’da yapılacak konferansa İtilaf Devletleri’nin İstanbul Hükûmeti’ni de çağırması üzerine, 1 Kasım 1922′de TBMM’nce alınan “Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak TBMM’dir” kararıyla saltanat kaldırıldı.
Varlığından büyük güç aldığı annesi Zübeyde Hanım’ı 15 Ocak 1923′te kaybeden Gazi Mustafa Kemal, acısına karşın, Ulusuna olan görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için çalışmalarına ara vermedi.
29 Ocak 1923′te Gazi Mustafa Kemal, Latife Uşaklıgil ile 5 Ağustos 1925′e kadar sürecek evliliğini yaptı.
17 Şubat 1923′te İzmir’de ilk Türkiye İktisat Kongresi’nin açılışını yapan Gazi Mustafa Kemal, çağdaşlaşma yolunda, iktisadî kalkınmanın gerekliliğini vurgulayarak, siyasî ve askerî zaferlerin, ekonomik zaferlerle desteklenmeden, kısa süreli olacağına dikkat çekti.
24 Temmuz 1923′te imzalanan Lozan Antlaşması’yla, Devletimizin uluslararası alanda siyasal, hukuksal, ekonomik ve toplumsal ilişkileri yeniden düzenlendi. Yeni Türk Devleti’nin varlığının, egemenliğinin ve bağımsızlığının tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması ile Misak-ı Millî sınırları İtilaf Devletlerince resmen kabul edildi.
Gazi Mustafa Kemal’in, “Lozan Antlaşması, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastin yıkılışını ifade eden bir vesikadır.” sözleri, Lozan’ın tarihimizdeki yerini ve önemini gözler önüne sermektedir.
13 Ağustos 1923′te, Gazi Mustafa Kemal, ikinci kez TBMM Başkanlığı’na seçildi. 9 Eylül 1923′te, Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurdu. TBMM’nin aldığı bir kararla yeni devletin başkenti, 13 Ekim 1923′te Ankara oldu.
Ulusal egemenlik esasının tam olarak ancak cumhuriyet yönetimiyle olanaklı olacağını düşünen Gazi Mustafa Kemal, 27 Eylül 1923′de Neue Freie Presse muhabirine verdiği demeçte “Yeni Türkiye Anayasasının ilk maddelerini sizlere tekrar edeceğim: Hakimiyet Kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme kudreti, yasama yetkisi milletin tek ve gerçek temsilcisi olan mecliste toplanmıştır. Bu iki kelimeyi bir kelimede anlatmak mümkündür: Cumhuriyet…” diyerek Cumhuriyet’in kurulmasının yakın olduğu işaretini verdi.
Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü’nde yemeğe davet ettiği arkadaşlarına “Yarın Cumhuriyet’i ilân edeceğiz” diyerek, kurtuluş sürecinde temelleri adım adım atılan ve ulusal egemenliğe dayanan yeni yönetim biçimini yaşama geçirme zamanının geldiğini ortaya koydu. O gece, İsmet İnönü ile birlikte bir yasa tasarısı hazırladılar. 1921 Anayasa’sının 1. maddesinin sonuna “Türkiye Devletinin hükûmet biçimi cumhuriyettir” cümlesini ekleyerek, ilgili maddelerdeki gerekli değişiklikleri kaleme aldılar.
29 Ekim günü toplanan Halk Fırkası Genel Kurulu’nda konuşan Mustafa Kemal, hükûmet krizi ve bunun çözümü için Anayasa’nın 1, 2, 4, 10, 11, 12. maddelerinin değiştirilmesini ve hükûmetin şeklinin Cumhuriyet olmasını öngören teklifi sundu. Parti toplantısında kabul edilmesinin ardından Anayasa Komisyonu’nda incelenen tasarı İsmet İnönü’nün, ivedilikle görüşülmesi önerisi üzerine okundu ve ivedilikle görüşüldü: Meclis 29 Ekim 1923 günü saat 20.30′da Cumhuriyet’i ilân etti.
Ardından Cumhurbaşkanı seçimi için oylama yapıldı ve sonucu İsmet Paşa Meclis’e şöyle bildirdi.
“Türkiye Cumhuriyeti Başkanlığı için yapılan oylamaya 158 kişi katılmış ve cumhurbaşkanlığına, 158 üye oybirliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’ni seçmişlerdir.”
Atatürk’ün “Türk Mileti’nin karakter ve adetlerine en uygun idare cumhuriyet idaresidir” dediği Cumhuriyet’in kuruluşu tüm yurtta coşkuyla karşılandı.
Kazandığı zaferleri, “daha büyük gayelere ulaşmak için gerekli vasıta” olarak niteleyen Gazi Mustafa Kemal, başarılarının ardından devlet yapısında ve toplum yönetiminde büyük reformların yapılmasına öncülük etmesinin yanı sıra, çağdaş yaşam anlayışının temellerini de attı.
Bu yaklaşımla ilk olarak, 3 Mart 1924′te Cumhuriyet’in çağdaş yönetim anlayışıyla örtüşmeyen Halifelik ile Şer’iye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı. Böylece lâik hukuk sistemine geçiş sürecinde önemli bir adım atılmış oldu.
3 Mart 1924′te Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesiyle, her kademedeki okullarda eğitim birliği sağlandı. Medreseler kapatılarak, ulusal, lâik ve çağdaş eğitim kurumlarıyla Türkiye Cumhuriyeti gelişimini sürdürdü.
Art arda yaşama geçirilen devrimlerin Devletin siyasal ve toplumsal düzeninde gerçekleştirdiği köklü değişikliklere bağlı olarak, 20 Nisan 1924 günü Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci anayasası kabul edildi.
Köylüyü Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi olarak niteleyen ve tarım ile sanayinin birarada gelişiminin istikrarlı ve planlı kalkınmanın temeli olduğuna inanan Gazi Mustafa Kemal, modern tarıma öncülük etmek amacıyla 1925 yılında Atatürk Orman Çiftliğini kurdu.
Gazi Mustafa Kemal, 24 Ağustos 1925′te, Kastamonu’ya yaptığı gezide şapka giyerek, bu çağdaş simgeyi Ulusuna tanıttı. 25 Kasım 1925′te, Ulus’un içinde bulunduğu büyük değişim ve dönüşüm sürecinin uzantısı olarak Şapka Yasası kabul edildi.
30 Kasım 1925′te tekke ve za’viyeler ile türbeler kapatıldı ve türbedarlıklar ile birtakım unvanların kaldırılmasına dair Yasa kabul edildi.
Batı dünyasıyla kurulan ilişkilerde, takvim ve zaman ölçülerinin farklılığından kaynaklanan sorunlar, 26 Aralık 1925′te milâdî takvim ve 24 saat esasına geçilmesiyle aşıldı. 26 Mart 1931 gününde kabul edilen Yasa’yla metre ve kilogram gibi çağdaş uzunluk ve ağırlık sistemlerinde uluslararası standarda ulaşıldı.
17 Şubat 1926′da, Mecelle ve Şer’i Hukuk yerine Türk Medenî Kanunu kabul edildi. Kadınlarımızın yasalar önünde erkeklerle eşit haklara sahip olması, çok eşliliğin yasaklanması, medenî nikâh zorunluluğunun getirilmesi, mahkeme yoluyla boşanma gibi değişiklikler, Türk toplumunu çağdaş hukuk anlayışı ve yaşam biçimi ile tanıştırdı. Türk kadını 1930′da belediye, 5 Aralık 1934′te de milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme haklarını elde etti.
1926 Haziranı’nda Gazi Mustafa Kemal’e İzmir’de düzenlenmesi tasarlanan suikast girişimi önceden haber alınarak önlendi ve düzenleyicileri tutuklandı. Yüce önder bu girişimi, Anadolu Ajansı’na, “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır” sözüyle değerlendirdi.
30 Haziran 1927′de askerlikten emekli oldu.
Toplumların hafızasının canlı tutulmasının, ulusal birliğimiz ve aydınlık geleceğimiz için taşıdığı önemin bilinciyle, Samsun’a çıktığı andan başlayarak, Kurtuluş Savaşı’nın tüm evrelerini, Cumhuriyet’in kuruluşunu ve devrimlerini, sorumlu devlet adamı kişiliğiyle Büyük Nutuk adlı yapıtında topladı. 15 Ekim 1927′deki Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İkinci Kurultayı’nda “Büyük Nutuk”u okudu. Büyük Nutuk’un sonunda, Türkiye Cumhuriyeti’ni, her zaman güvendiği Türk gençliğine emanet etti.
1 Kasım 1927′de ikinci kez Cumhurbaşkanlığı’na seçildi.
10 Nisan 1928′de, 1924 Anayasası’ndan “Türkiye Devleti’nin dini İslâmdır” hükmü çıkarıldı. 1937 yılında ise, Türkiye’nin lâik bir devlet olduğu ilkesi Anayasa’ya kondu.
24 Mayıs 1928′de, uluslararası rakamlar, 1 Kasım 1928′de de yeni Türk harfleri kabul edildi. O Ulusu’nun “Başöğretmeni”ydi ve yeni harfleri, çıktığı gezilerde yurttaşlarına tanıtma görevini üstlendi.
4 Mayıs 1931′de üçüncü kez Cumhurbaşkanlığı’na seçildi.
Türk Ulusu’nun büyüklüğüne inanan Gazi Mustafa Kemal, onun çağdaş uluslar arasında yer alabilmesi için önce tarihini bilmesi ve geçmiş birikimlerini ilk kaynaklardan kendisinin araştırarak öğrenmesi gerektiğine inanıyordu. Bu anlayışın uzantısı olarak çıkarılan yönergeyle, 12 Nisan 1931′de Türk Tarih Kurumu kuruldu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin kültür olduğunu belirten Ulu Önder, Türk dilinin güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak ve onu gerçek değerine eriştirmek amacıyla, 12 Temmuz 1932′de Türk Dil Kurumu’nun kurulmasını sağladı.
26 Haziran 1934′te çıkarılan Soyadı Yasası ile TBMM tarafından Türk Ulusu’nun Yüce Önderine “Atatürk” soyadı verildi.
1 Mart’ta, 1935′te dördüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı yıl Cuma günleri yapılan hafta tatili Pazar olarak değiştirildi.
5 Şubat 1937′de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dayandığı temelleri oluşturan cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik, devrimcilik ilkeleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda değişmez ve değiştirilmez yerini aldı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin izlediği barışçı politikayı, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözleriyle özetleyen Atatürk, bölgede barışın sağlanıp korunmasına büyük önem verdi. 1932′de Milletler Cemiyeti’ne giren Türkiye, 1934′te Balkan, 1937′de de Sadabad paktlarını imzaladı. 20 Temmuz 1936′daki Montreux Anlaşması’yla, Boğazlar Komisyonu kaldırılarak, yetkisi Türkiye’ye verildi.
Atatürk’ün çözümü için büyük uğraş verdiği konulardan biri de Hatay sorunu oldu. 2 Eylül 1938′de Hatay’da bir Türk Cumhuriyeti kuruldu. Hatay Millet Meclisi 29 Haziran 1939 gününde oybirliğiyle aldığı kararla Türkiye Cumhuriyeti’ne katıldı. 7 Temmuz 1939 gününde çıkarılan bir yasa ile de Hatay ili kuruldu ve anavatana katılma işlemi kesinleştirildi.
Yoğun çalışmalar sonucu sağlık durumunun gittikçe bozulması üzerine hastalığıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından ilk resmî bildiri, 31 Mart 1938′de yayımlandı.
15 Eylül 1938′de vasiyetini hazırlattı. Sağlık durumuna ilişkin raporların yayımlanmasına, 16 Ekim 1938′de başlandı. 10 Kasım 1938′de Dolmabahçe Sarayı’nda saat 09.05′te, ardında gözü yaşlı bir ulus bırakarak son nefesini verdi.
Tarihe malolmuş saygın kişiliğiyle, insanlığın yetiştirdiği unutulmaz liderler arasındaki yerini alan Atatürk’ün ölümü yalnız Türk Ulusu’nu değil, tüm dünyayı derinden üzdü.
Naaşı 21 Kasım günü geçici istirahatgâhı Etnografya Müzesi’ndeki katafalka yerleştirildi. Cenaze törenine tüm dünyadan özel temsilciler katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi, ölümünden bir yıl sonra olağanüstü kurultayında, büyük kurucusunun “Ebedî Şef” olarak sonsuza dek yaşatılmasını kararlaştırdı.
Ölümünün 15. yılında, 10 Kasım 1953′te, naaşı büyük bir törenle Anıtkabir’deki ebedi istirahatgâhına defnedildi.
Eşsiz lider, komutan, devrimci, siyaset ve devlet adamı olarak tüm insanlık için esin kaynağı olan Atatürk, doğumunun 100. yılında Türkiye’de ve dünyada törenlerle anıldı. UNESCO’nun aynı yılı Atatürk Yılı olarak ilan etmesi Ulusumuz için övünç kaynağı ve Yüce Önder’in saygın kişiliğine yakışan bir davranış oldu.
Sömürge halklarına, bağımsızlıklarını kazanmaları savaşımında yol gösteren; tüm İslâm dünyasında ise, lâikliğin ilk kez başarıyla yaşama geçirilmesinde Türkiye’nin model olmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, eserleri ve düşünceleriyle, Türk Ulusu’nun ve başka ulusların geleceğine ışık tutmayı sürdürmektedir.

Ekim 16th, 2007 at 18:59
kardeşim ne kadar uzun yazıymış bundan sonra kısa yazılar yazın
Ekim 16th, 2007 at 19:00
iyi haberer bulursunuz işallah
Ekim 18th, 2007 at 18:07
AL ÖDEV FATİ
Ekim 20th, 2007 at 18:29
ya çok uzun nasıl ödevimi yapıcam dayak yiycem öğretmenden :d
Ekim 22nd, 2007 at 14:03
cok guzel tebrikler
sewgilerimle
meral üresin
7/B
Ekim 22nd, 2007 at 14:06
arkadaşlarla çok beğendik ödewimizi buradan yaptık yarın ki 29 ekim bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım
Ekim 22nd, 2007 at 16:32
daha kısası yokmuydu gardaş off offf
Ekim 22nd, 2007 at 18:31
ATAM İZİNDE DEĞİLİZ BİZ SAVAŞIYORUZ
Ekim 22nd, 2007 at 18:40
çokkk uzun yaaaaaaa
Ekim 22nd, 2007 at 18:40
uzun yaaaa
Ekim 23rd, 2007 at 17:45
çoooooooooook uzun yavvvvvvvv
Ekim 23rd, 2007 at 19:15
bu siteyi sevdim….*
Ekim 24th, 2007 at 14:01
kısa 29 ekim yazılarıvarmı? yarına kadar
Ekim 24th, 2007 at 14:02
kısa 29 ekim şiir ve yazıları var mı? bu çok uzun
Ekim 24th, 2007 at 14:05
bu çok uzun kısa varsa yazın
Ekim 24th, 2007 at 14:06
uzun yaaaa
çoooooooooook uzun yavvvvvvvv
Ekim 24th, 2007 at 20:35
teyzenkler ne kadar uzun yaşamış sizde o kadar kısa yazın
Ekim 24th, 2007 at 20:36
bunlar çok uzun size
rica ederim kısa yazın
Ekim 24th, 2007 at 20:37
teyzemler ne kadar kısa yaşamış sizde o kadar kısa yazın
Ekim 24th, 2007 at 22:46
ya acyip derecede uzun ya kısa diyoruz up uzun çıkıyo ben en az bu yazyı 1 yada 2 haftada bitiririm o da zar zor ama bunlara ya ni kısa çıkacağına neden uzun çıkıyo yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa şikayete gidicem ama yaaaaaaaaaaaaaaaaaa üfffffffffff ders yapıcam ne çıkıyo ya üfffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffff
Ekim 25th, 2007 at 19:34
allahtanki kısa olmuş
Ekim 26th, 2007 at 16:24
kısa olsun
Ekim 28th, 2007 at 11:11
Teşekkür eden arkadaşlar değilde, uzun uzun diye isyan eden aptallar. Bu yazı kısa. Herkesin Ata Ata, O olmasa Türkiye olmaz dediği kişinin hayatının kaç satır olmasını bekliyosunuz ki ? Aptalmısınız nesiniz, bi siktirin gidin.
Ekim 30th, 2007 at 12:07
ama öle demeyın arkadaslar arkadas bayagı dolu ustelık sıgorta kurbanı onu dınleyıp okuyup anlamak lazım sorunlar paylastıkca azalır ben en azından öle dusunuyom
Ekim 30th, 2007 at 12:09
SPoRTeXHauST | 28 Ekim 2007, 11:11 gergınlıgın anlaya bılıyom ama bu yıne senı s…n gıdın anlamına gelmez cok ayıp yakıstıramadım su sanalda bıle kufur edıyorsunuz ya helal olsun
Ekim 30th, 2007 at 14:41
BU SİTEYİ ÇOK SEVİYORUM
Ekim 30th, 2007 at 16:21
anneeeee bu ne ya baktıkça korkuyorum naıs yapacam ben u ödewi ya öğretmen yollacak beniiiii (::)
Ekim 30th, 2007 at 16:25
tırsıyorummmmmmmm
Ekim 30th, 2007 at 20:18
ççoooooooooooook uzun
Ekim 30th, 2007 at 20:59
bence cokkk güzel ama biraz uzun
Kasım 2nd, 2007 at 09:49
çoooooooooooook güzel ooooooooooooooo olmuuuuuuuuuuuuş
Kasım 2nd, 2007 at 09:50
Çok Güzel Bir Yazı Yazılmıştır TEŞEKKÜR EDERİZ
Kasım 2nd, 2007 at 09:52
apl bune böle uzun kavadan yazacam vlla
Kasım 2nd, 2007 at 18:31
ulen çoookkkkkkkkkkk uzun yha kafayı yer bunu yasan insannn uff ufffffffff bu arada seni çoook seviorum aşkımmmmmmmmmmmmmmmmm:D
Kasım 4th, 2007 at 18:09
uzun olmuş kısa dedik sağır mısın
Kasım 5th, 2007 at 17:39
YA kardeşim ben kısa metin istiyorum karşıma 5 sayfalık yazı çıkıyo lütfen bunu düzlettin yetkililer neyse uzun ama anlamlı bir yazı teşekkürler benim msn mi alabilirsiniz
Kasım 6th, 2007 at 16:31
iiyi ama cok uzun yaw
Kasım 6th, 2007 at 22:49
bok gibi bir site
Kasım 7th, 2007 at 18:17
ya ne kadar uzun ben bittim ya kısa yazı dedim 5 sayfalık mı yazı gelmiş ya
Kasım 7th, 2007 at 18:19
ya hayvan gibi olmuş ben kısa güzel tamam güzel ama kısa dedim bu kadarda olmaz yani çok sinirlendim ben şimdi ne kadar daha arıyacağım böyle
Kasım 8th, 2007 at 09:39
soy adı çıktı
Kasım 8th, 2007 at 09:40
ne zaman soy adı çıktı
Kasım 8th, 2007 at 11:13
ben bunu hiç görmedim bugay ingilizim ama turkce bılıyom
Kasım 8th, 2007 at 17:12
çok güzal ama bir kötülüğü var. 10 kasım çok enemli bir gün. ama dersim var bu çok uzun arkadaşlar olsun ama cok güzel.
Kasım 11th, 2007 at 12:40
çok güzel süper
Kasım 12th, 2007 at 18:24
lütfen kısa olsun yani kısaaaaaaaaa yassakbile uzun çıkıyo
kısaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa olsunnnnnnnnnnnnnnn
lütfeeeeeeeeeeeennnnnnnnnn
Kasım 13th, 2007 at 18:01
coooooooook uzun ya nası yazcaz biz bunu öğretmen beni bitircek kesın
Kasım 13th, 2007 at 18:01
juujhuyf
Kasım 13th, 2007 at 20:17
çok uzun olmuşşşşş
Kasım 13th, 2007 at 20:19
yaaaaa ögretmen beni kesicek ben bunları nası yazcam patates olcam yaaaaaaa ::::(((( off ya ödevimi yapamadım
Kasım 19th, 2007 at 15:25
MERHABA BEN ELANUR ANKARADAN HEPSİ GRUBUNDAN EN GZELİ (eren) öbürkülerde güzel ama cemre değil beni okuduğun için sağol aslında ben sbelcanın kızıyım
Kasım 19th, 2007 at 15:30
merhaba ben şeyma ermiş ben sizlere hepsiyi syleyecem en güzeli eren cemre idare eder aman boşver benim ödevim vardıama çok uzun hadi bana kolay gelisin kardeşim büşra ermişe çok seviyorum vala kısaltın beeeeeeeeeeeeee
ŞEYMA ERMİŞ
Kasım 19th, 2007 at 15:32
DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI BENİM YANİ ŞEYMA ERMİŞ
ŞEYMA ERMİŞ
Kasım 20th, 2007 at 19:16
bence şeyma ermiş gibi kendimizi övmemeliyiz çünkü herkez kendine göre güzel.üff öğretemen çok ödev veriyor
Kasım 20th, 2007 at 19:18
hepsi grubunu çok seviyorum hatta eren ile cemre canım içi.keşki bir gün hepsi karşıma çıksa anlarla konuşsam ama bunlar büyük hayal.neyse çook ödevim var by
Kasım 21st, 2007 at 13:26
BENCE KENDİMİZİ ÖVMEMELİYİZ SİMGE HAKLI GERÇEK TEN
ÇOOK ÖDEV VAR AMA ASLINDA HERKEZ GÜZEL AMA HEMBANA DEMİŞ HEM KENDİ YAPIYO HERKEZ ATATÜRK HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİ YAZMIŞ SİMGE İSE HEPSİ
NE SAÇMA
Kasım 21st, 2007 at 13:48
ya siz manyakmısınız,neyden bahsediyosunuz,yazıyla ilgili çok güzel yorumlar yapmışsınız yani!
Kasım 21st, 2007 at 18:46
çok uzun özetleyi berbt
Kasım 21st, 2007 at 21:32
bence çok güzel bir yazı ama çook uzun
Kasım 22nd, 2007 at 21:35
üff ya ben bunları yazamam hiç kimse niye yzı yzmıyo.msn adresi olanlar verebilirler buraya yazsanız yeterli
Aralık 14th, 2007 at 11:24
slm kızlar ben rizeden turgut yas 14 15 farketmez neyse sadede geliyom ben msn adresimi bırakıyom tmm mı siz eklersiniz tmm eklersiniz derkez kızlar hade hade neyse grşrşz
Aralık 14th, 2007 at 11:25
iyi güzel her seyde msn adresimi bırakmayı unutmussum qefsanek@hotmail.com
Ocak 1st, 2008 at 17:26
lan bu çok uzun kısası yokmu
Ocak 1st, 2008 at 21:15
KARDEŞ BUNU BEN NASILSIN YAZIYIM ÇOK UZUN BİDAHA Kİ SEFERE Bİ KITA YAZIN YAW
Ocak 1st, 2008 at 21:16
KARDEŞ BU ŞEY NEKADAR UZUN NASIL YAAAAAAZIYIM YAW Bİ KITA YAZ BİDAHAKİNE BEEE
Ocak 1st, 2008 at 21:21
KARDEŞ KARDEŞ BEN BUNU BEYENDİM SENİ BEYENDİM İSTEMEYE GELİYOM SENİ BEKLE BEN 48A YA GİDİYORUM SUBAŞI İLKÖĞRETİM
Ocak 1st, 2008 at 22:10
bok gibi birşey sike sike domalt
Ocak 1st, 2008 at 22:13
çok kısaymış bizim öğretmen 20 kıtada n felan fazla olsun demiştii
de eh olsun yaw bunu yazdımya allaha şükür
Ocak 6th, 2008 at 23:40
ya bu yazılar çok güzel atatürk olmasaydı biz kızlar şu anda okumyor olacaktık atatürke bize böle bir vatan böle bir dünya bıraktığı için çok teşekkür ederiz
Ocak 6th, 2008 at 23:43
veeeeeeee unuttum bu siteye küfür etmek için girenleri allah bildiği gibi yapsın arkadaşlar ayıp ama küfür edilmez giriyorsan edebinle gir yaz ne yazıyorsan sonra girt biz buraya arkadaşlarımızın yorumlarını okumumaya ve atatürkün şiirlerini falan okumaya geliyoruz öle küfür okumaya gelmiyoruz bu sitelerde herkes sayısı bilsin akıllı olsun yoksa akıllarını alırım
Ocak 7th, 2008 at 15:26
daha kısa yazın bunu yazana kadar ömrüm biter
Ocak 7th, 2008 at 15:27
tamammııııııııııııııııııııııııııııııııııı
Ocak 12th, 2008 at 19:49
BİLİYORMUSUNUZ BİZ BURADA HEPSİDEN DEĞİL ATATÜRKÜN YAZILARINDAN BAHSEDİYORUZ
SİZDEN ARKADAŞLAR TÜRK GENÇLİĞİ OLMAZ
KÜFÜR YAZMIŞSINIZ
BİRAZ TERBİYELİ OLUR MUSUNUZ LÜTFEN
YANİ BU YAZI TAM OLACAĞI GİBİ YANİ BÜYÜK BİR LİDERİN BU KADAR AZ OLMASI MÜMKÜN DEĞİL ARKADAŞLAR
Ocak 29th, 2008 at 10:34
güzel olmuş ama performans ödevimden alakası yok:)
Ocak 29th, 2008 at 10:38
hiç guzel deil cok iğrenç ıyyy ıyyyyyyyyy
Mart 8th, 2008 at 19:18
atatürk’ü sayfalarla anlatmak mümkün değil ulu önderimiz bu vatanı nasıl kazandı bunu hiç düşündünüzmü????ATATÜRK için idam kararı tutuklatma çıkartmışlardı yani demek istediğim ATATÜRK’Ü 5 ,6 sayfalarla anlatılmaz ama buda çok güzel olmuş çok beyendim
Eylül 28th, 2008 at 20:33
bu ne bee ben daha kısa bekliyordum daha kısası yokmu arkadaşlarrrrrrrrrrrrrrrrrrrr zaten bu yazıyı yazana kadar aylar yıllar geçer beee
Ekim 7th, 2008 at 10:10
yu be kardeşim.tmm ama bu kadarda uzun yazılmaz ki.bir kompozisyon yarışmasına katılacam.amabunları nasıl yazıyım ben şimdi…….:D
Ekim 8th, 2008 at 17:51
ark burada sohbet edebiliriz burası bizim konuşma alnımız olsun prenses.51.14@hotmail.com
Ekim 8th, 2008 at 18:23
BEN BUNU YAZANA KADAR CANIM ÇIKAR YAAAA BU NE YAAA
Ekim 13th, 2008 at 15:44
BU YAZILAN YAZI ÇOK UZUN OLMUŞ KISASINI YAZABİLİRDİNİZZZZZZZZZZ……..;))))) BU ÇOK UZUN BEN ŞİMDİ ÖDEVİMİ NASIL YAPICAM? SÖYLEYİNİ YAAAAAAAAAAAAAAAAAA OF ÇOK SIKILDIM BU SİTEDEN ÇOK KÖTÜ BAŞKALARI SAKIN GİRMESİNLER BU SİTEYE BAŞKA YERDEN BULSAK DAHA İYİ YA FUUFFFFFFFFFFUUUUUUUUF SIKIYOSUNUZ AMA İNSANLARI BUNDAN SONRA LÜTFEN KISA YAZINIZ UZUN YAZARSANIZ BEYNİNİZİ KAFANIZI KIRARIM KILCAR DAMARLARINIZI ÇATLATIRIM HA HADİ BAKIYIM YARIN BAKICAM BU YAZI YİNE UZUNSA SİLECEMMM KENDİ ELLERİMLE HEEEEEEEEEEEEEEE HADİ BAKAM İNŞALLAH YARIN GÖRÜŞÜRÜŞ CANIŞKOLARİMMMM …. MALLLLAR GERİLERRRRRRRRRRRRRR……
Ekim 13th, 2008 at 15:46
BU NE YA BEN BUNU YAZANA KADAR CANIM ÇIKAR VALLAHA BEEEEEEEEE YUH YANİ ŞİMDİ SLİLİYİM Mİ ?BU SİTEYİ YANİ SİZ BUNU İSTERSİNİZ ALLLAH KAHRETSİN AH TANRIIMMM
Ekim 13th, 2008 at 15:46
YUH SİZE BU YAZI YAZILIRMI
Ekim 13th, 2008 at 15:48
YARIN BU SİTEYİ SİLİYORUM AYILAR NEYSE ACIDIM SİLMEYİM
Ekim 17th, 2008 at 19:18
aradığımı bulamadım ki berbat
Ekim 19th, 2008 at 15:00
mustafa kemal’in 29 ekim cmhuriyetle ilgili kurduğu nasıl geşitiği ve sonucu ne ??
Ekim 19th, 2008 at 15:58
yorum yazan arkadaşlar arızalı galiba. herkes ayrı telden çalıyo :) gülmekten öldüm :)
Ekim 21st, 2008 at 17:39
kübracım sen beğendin ama ben hiç beğenmedim cicim
Ekim 21st, 2008 at 17:49
e okadarda şikayet etmeyin sizin hayatınız okadarda sürer
Ekim 21st, 2008 at 21:35
çok uzun yawww
Ekim 22nd, 2008 at 16:23
lan ben kısa estedim ne kadar kısa verdiniz çok kısa aferin (SSAALLAAKK)
Ekim 22nd, 2008 at 16:25
lan siteyi yapan abicimn biraz daha kısa site yapsam kısaca anlatsan ölürmüydün beaaaa
Ekim 22nd, 2008 at 19:00
ayy bayılazammmmm. bu ne yawwrummm
Ekim 26th, 2008 at 14:46
bu ne be!çok uzun.kim yazdı bunu?
Ekim 27th, 2008 at 13:45
ama ben 29 ekim istemiştim ama bana hayatının ve anne için yazı verdi nasıl şey ozaman hiç çıkarmayın söyledime bak yazdıklarına bakarmısınız
Ekim 27th, 2008 at 17:38
çok güzel tebrikler vatanımızı korumaya devam yolunuz açık olsun saygılarımla başarılar!!!
Ekim 27th, 2008 at 17:39
yolunuz açık olsun saygılarımla başarılar!!!
Ekim 27th, 2008 at 17:39
yolunuz açık olsun
Ekim 27th, 2008 at 17:39
teşekkürler
Ekim 28th, 2008 at 16:15
yyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyaaaaaaaaaaaaaaa bu ççççççooooooookkkkkkkkk uuuuuuuuzzzzzzzzzuuuuuuuuuuunnnnnnnn
Ekim 29th, 2008 at 20:59
benim itediğim 29 ekim 1923 tü ve o içinde yokkkkkkkkkkkkk ne biçim site
Ekim 30th, 2008 at 18:41
yha abiler ablalar kısa yokmu yha nası cıktı alacam ben bunu :D
Ekim 30th, 2008 at 18:41
yerim sizi süper maryolar
Kasım 3rd, 2008 at 20:46
cok uzun yazı bunu yazana kadar elim kırılır:):(
Kasım 4th, 2008 at 18:36
sunuszlan mallar salaklarniye sontra bişey olduğunu söylemiyosunuz arkadaşım ödev yapcak
Kasım 4th, 2008 at 18:37
199 yaşındayım susun
Kasım 4th, 2008 at 18:39
79999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999999 yaşındayım ama hala yakışıklıyım
Kasım 4th, 2008 at 18:41
151515555555555555555555555555555555555555555555555555555555555555555*99999999999999999999999999996666666666666666666666666666666666666663333333333333333333333333333333222222222222222222222111111111111111111111111111111111111111777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777777788888888888888888888222222222222222222222222 salaklar
Kasım 5th, 2008 at 20:04
daha kısası ykmuydu bee nasıl yazılcak bu kadar şey??
Kasım 6th, 2008 at 18:17
gercekten cok güzel yazı diger arkadaşlarıma inanmıyorum sizinden tessekür edebilirmiyim
Kasım 7th, 2008 at 17:31
ya bu çok uzunnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
Kasım 8th, 2008 at 19:45
iğrenç olmuş yani
Kasım 9th, 2008 at 12:58
arkadaşlarçok ayıp iinsanlar onca yazmış.. bence hoş bi site
Kasım 9th, 2008 at 12:59
atatürk’ü saygıyla anıyorum
Kasım 9th, 2008 at 15:29
cok salaksınız iyiki kısa dedim yoksa ne olacaktı
Kasım 9th, 2008 at 15:33
yazanı kötülemiyen oruspu cocugu dur.D
Kasım 9th, 2008 at 15:37
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı
ssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaarrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
Kasım 12th, 2008 at 23:15
bence çok ii ama uzun olsun içnden ayıklayın yha
Kasım 14th, 2008 at 20:46
ben kısa yazı buldum site şu:cumhuriyet bayramı 29 ekim ile…aşağıda cumhuriyetin ilanı dio onu tıklayın.5 buçuk satır ben yazdım buradakine çok uzun dersiniz oradakine de çok kısa dersiniz
29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız.
Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299′da Söğüt ‘de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti. Son padişah Sultan Vahdettin’dir.
Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.
Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi.
Üçüncü yönetim biçimi cumhuriyettir. Cumhuriyet‘te egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri - milletvekilleri- aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetler. Yönetilenler dilerlerse seçimlerde yöneticilerini değiştirirler.
BYBY
Kasım 14th, 2008 at 20:47
BENCE BENİMKİ KISA
Kasım 14th, 2008 at 20:49
PRİNTIRI OLANLAR PRİNTIRDAN ÇEKSİN DÜŞÜNEMEDİNİZ Mİ?HAHAHA
Kasım 17th, 2008 at 20:58
coooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookuzunkadeş olmaz kısasını koy hadi bakam goreyim
Kasım 17th, 2008 at 21:00
çoooooook uzunmuş ama çok işime yaradı ogretmen bu derse 100 puan verdi
Kasım 18th, 2008 at 22:15
lan bunun biraz kısası yokmuydu ibneler dayamıssınız hayvan gibi mısraları buraya a.q bı dahakine kısa olsun
Kasım 26th, 2008 at 19:42
ben çok yakışıklı ve geri zaklıyım ben gerizekalı oldum içi bu ödevi nasıl yapim ben hocanı ….. yapim
Kasım 26th, 2008 at 19:42
ben çok yakışıklı ve geri zaklıyım ben gerizekalı oldum içi bu ödevi nasıl yapim ben hocanı ….. yapim
uyfg rfty45gtjkelhhylpğğşğç