03
2007
3 Günlük “Günlük”
Åžu tepede duran “3 Günlük “Günlük”" baÅŸlığının yerine neler neler yazılabilirdi. Mesela “DeÄŸirmenyeri Macerası” Yada “Mudurnu Faciası” Yada yada yada… Olan ÅŸeyleri kısaca anlatmak istiyorum. Tabi olan ÅŸeylerden biraz önceside var, aslında tam olarak 3 günden bahsetmiyeceÄŸim. Bu baÅŸlıkta bahsedilen “3 gün”den önceki günlerden de bahsedeceÄŸim.
Tam olarak tarihi hatırlamıyorum ama kız arkadaşımın izmitteki evinde otururken kahvaltı için deÄŸiÅŸik biÅŸeyler yapmaya karar verdik. Birden esti, Bolu ya gidelim dedim :p Birlikte düşünmedik bunu, ben düşündüm. Kız arkadaşımda Mudurnuya gidelim dedi. Yani ortak bi kararla Bolu/Mudurnu ya gittik. Mudurnu dan o kadar çok bahsediliyoki, Mudurnu sınırlarına girer girmez, saÄŸa sola tam bakmadan, gözümüzün ucuyla hafifçe etrafa baksak gördüğümüz ÅŸeylere bayılacağımızı sandık. Ama öyle olmadı, Mudurnuya girdik. Açıkçası, ilgimi en çok çeken ÅŸey Mudurnu Tavukçuluk oldu.. Birde, eski Bedford kamyonlara takılan yepyeni Mudurnu Tavukçuluk tabelaları, bi daha gidecek olursam fotoÄŸrafını kesin çekicem, nedense kaç defa gördüm, hiç fotoÄŸraf çekmeyi düşünemedim… Gereksiz detayları atlamak gerekiyo ama kafamda canlandırınca herÅŸeyi yazmak istiyorum. Ama bi an önce “3 Gün” e gelmek istiyorum. Mudurnu ya girdik, ilk giriÅŸte bi lokanta takıldı gözümüze, saat 12:00 - 13:00 olduÄŸu için ve hala kahvaltı yapmadığımız için bi an önce girip karnımızı doyurmak istedik ama daha güzel ÅŸeyler görebilceÄŸimizi düşündüğümüz için biraz
dolaÅŸmaya karar verdik. Arabamızla ilerledik, ilerledik. Göze çarpan çok az ÅŸey vardı. Bi evin yada farklı amaçla kullanılan bi yapının üzerindeki saat, Yıldırım Bayezid Camii ve Hamamı, birde pencere alt ve üstleri beyaz, arada kalan yerleri kahverengiye boyanmış evler. Nerdeyse hepsi bu renkte. Bunların arasında tarihi olanlarda var tabii ki ama daha fazla tarih görüntüsü verebilmek için yeni olan yapılarda aynı ÅŸekilde boyanmış. Sonuç itibariyle aradığımızı bulamadık, ilk gördüğümüz lokantaya girdik. Mönüleri o kadar kalabalık deÄŸildi, yöresel dedikleri bi kaç yemek vardı. Bizim kesme makarna eriÅŸtede onların yöresel yemeÄŸiymiÅŸ meÄŸer. Sivasta, Mudurnuyu pek bilen, yemeÄŸi kapıp Sivas a getirecek pek insan yoktur ama neyse… Kahvaltı için geç olduÄŸu için kahvaltılık ÅŸeyler yemekten vazgeçip kebabımızı yedik ve ordan hemen uzaklaÅŸtık. Abant’a gitmeye karar verdik, çünkü orasıda çok fazla övülür giden kiÅŸilerce. Sünnet Gölüne girmeden devam ettik ve Abant’a vardık. Turistik biyer olduÄŸu için tabelası bayağı çok, bulmasıda kolay yani. Abant’a gittik, göl donmuÅŸtu. Görüntü muhteÅŸemdi. Hava açık ve birazda olsa güneÅŸli olduÄŸu için üzerinde yürümeye cesaret edemedik. Åžimdi, o günden sonra olanları düşünüyorumda, iyiki üzerinde yürümemiÅŸiz. Çünkü biz o zaman hala çok ÅŸanssız olduÄŸumuzu anlayamamıştık EÄŸer yürümek gibi bi hata yapsaydık, büyük ihtimalle hala titriyo olurduk. Abant Gölü’nün etrafından arabayla dolaÅŸtık ve güzel görünümlü bi restorana girdik. Büyük Abant Oteli’nin hemen aÅŸağısında. Zaten 1 tane yer var. Åžikayet etmiyorum bundan, fazla olması doÄŸanın görüntüsünü bozacağı için bu kadarı yeterli. İçeriye girdik. Aslında mekan çok güzel, ama biraz daha bakıma ihtiyacı var. İçerde 1′er bira ve biraz patates yedik. (Bira 2′ÅŸer tanemiydi acaba? 1 bira içildiÄŸinde alkol muayenesinde 50 promil çıktığı söylenir, sınırda 50 promildir yani. Ben yasal sınırın altında olduÄŸumu bilsemde zamanında verdiÄŸim sözlerden dolayı ve gerçekten sevmediÄŸim için, çok az alkollüde olsam alkollü araç kullanmayı sevmiyorum. Parantezide amma geç kapattık.) Biralarımızı içerken, Kız Arkadaşım olan Sevgilimin aklına daha önce internette fotoÄŸraflarına baktığımız muhteÅŸem DeÄŸirmenyeri’nin sahibi Ulvi Ilgaz’ı aramak geldi. Tam olarak yeri öğrenmek için.. Gidip bakıcaktık çünkü. Yer, telefonda bana tarif edildi. İşe yarayan kısmı, yani tarifi aynen buraya aktarıyorum.
- Siz sanırım ana kapıdan girdiniz, ana kapıdan girdikten sonra Büyük Abant Oteli solunuzda kalacak ÅŸekilde ilerlerseniz, ara bi çıkış olduÄŸunu görüceksiniz. Ordan çıktıktan sonra, (tabelaları takib ediyoruz). En sonda Bipi ve Petrol Ofisi benzinliklerini görüceksiniz, Petrol Ofisinin sol tarafından girin …..
Tarifi çok iyi anladım. Çok çok iyi anladığımı daha sonra bu yazıyı okuyanlarda anlar. Tarife uygun gitmek için arabamıza bindik. Ama ÅŸuna biz hiç dikkat etmedik. Biz, Ulvi Ilgaz’ın bahsettiÄŸi ara kapıdan girmiÅŸtik Abanta. Tarifi biraz ters anladığım için Abant Otelini saÄŸ tarafımıza alarak devam ettik ve ana kapıdan çıktık. Ana kapı olması dikkatimi çekmedi deÄŸil ama nedense yolun doÄŸru olduÄŸuna inandım ve devam ettim. Ankaraya doÄŸru gittiÄŸimiz kesindi. Kendime bi sınır belirledim, 150 km. gittikten sonra eÄŸer aradığımızı bulamazsak geri dönecektik. Olması gerektiÄŸi gibi oldu, Ankaraya yaklaÅŸmaktan baÅŸka biÅŸey yapamadık ve durduÄŸumuz yerden tekrar telefon açtık. Utandığım için ben aramadım, kız arkadaşıma arattım. Ama 2 saat içinde Abanttan yol tarifi isteyen kaç kiÅŸi olabilirki. Tabii kaybolan kiÅŸinin ben olduÄŸumu anladılar ama burası önemsiz. Geri döndük. Tarif edilen yere geldik. Bp yi uzaktan gördük ve Petrol Ofisi’nin yanında durduk. Burası, Mudurnunun çıkışı. Biz burayı gördük. DeÄŸirmenyeri tabelasınıda gördük. Ama nedense DeÄŸirmenyeri’nin orası olduÄŸunu tahmin edemedik. Yerin ismi benim aklımda deÄŸildi ben tahmin edemedim ama Sevgilim nası hatırlamadı bilmiyorum. Petrol Ofisindeki sıcak kanlı arkadaÅŸa adresi sordum, mükemmel bi ÅŸekilde tarif etti ve zifiri karanlıkta köy yoluna girdik. Farların aydınlattığı yerlerden baÅŸka hiç biyerde ışık yok, devam ettik. Bi kaç defa korkup geri dönmeyi düşündük ama devam ettik. Bi köye geldik, köyün içinden geçtik ve köyün çıkışında daracık bi yol çıktı, saÄŸ tarafımızda çoktan yıkılmış bi ev. Korktuk. Geri döndük.. Köyün içinde ÅŸansımıza birisi vardı, Ulvi Ilgazı sordum, doÄŸru devam edin dedi. Korkup döndüğümüz yere geldik ve dar yoldan geçtik. DeÄŸirmenyeri artık karşımızdaydı. Çok sevindik:) İçeriye girdik, fiyatlar vs. hakkında biraz konuÅŸtuk ve bi masaya oturduk. Sosisli sigara böreÄŸimizi yedik, çayımızı içtik ve geri dönmek için yola çıktık. He bu arada, 24/03/2007′ye rezervasyonumuzu yaptırdık. 1 Ay sonraya. Bu 1 ay içinde olanları anlatmaya gerek yok, çünkü konu dışı. 19 - 20 Martta kız arkadaşım annesiyle telefonda konuÅŸuyor, annesi, babasıyla birlikte bizim DeÄŸirmenyerinde olmamız gereken zamanda onun yanında olacaklarını söylüyolar. Bunu bana anlattığında “yıkıldım”. Ceza olarak kendisi aradı DeÄŸirmenyerini, 31 Mart ve gecesi için randevu aldık.
Evet 3 Günlük “Günlük” burda baÅŸlıyor. 31 Mart 2007. İşten erkenden çıktım, kendi arabamı almadım. Babamın kullandığı Audi a3′ü aldım. Kız arkadaşımın yanına gittiÄŸimde hala hazırlanamamıştı. Birlikte, kalan son bi kaç parça eÅŸyayı topladık ve yola çıktık. Hayatımda hiç kullanmadığım kadar dikkatli kullandım arabayı. Hem emanetti, hemde gerçekten en ufak bi tehlike dahi istemiyordum. Yolculuk yukarda bahsettiÄŸim Petrol Ofisi’ne kadar çok iyi geçti. DeÄŸirmenyeri yoluna girdik, az ilerde doÄŸru gittiÄŸimizi sandığımız ama yanlış olan yolda ağır ağır seyrederken, mıcırlı yolda ani bi hareket yaptığım için araç sürüklenmeye baÅŸladı, gittiÄŸimiz yönün tersine döndük ve toprak yığınına çarptık. İlk düşündüğüm ÅŸey kemeri baÄŸlı olan kız arkadaşımdı, biÅŸeyi olup olmadığını sordum, “yok” dedi, girdiÄŸimiz yerden çıkıp az ilerde durdum, “sadece far kırılmıştır” dedim ve arabadan indim. far kırılmamıştı, tampon ezilmiÅŸti ve sis farları hasar görmüştü. Uzaktan bakınca bu gözüküyor. Arabadan damlayan sulara baktım, kaputu açtım, radyotarün yada radyatör borularının patladığını gördüm. Arabanın o halde gitmesi imkansız. Ruhsatın içinde kasko poliçesi olmadığı için mecburen abimi aradım, babamdan kaskonun telefon numarasını ve poliçe numarasını istedim. oda öğrenip beni aradı, tabi bu arada bu ufak kazayıda herkes duydu. Kasko ÅŸirketini aradım çekici istedim. Tamam dediler gönderiyoruz. Abim aradı tekrar zabıt tutturup tutturmadığımı sordu, gerek yok zabıta, tek taraflı kaza vs.vs.vs. dedim. Bayağı bi iddaalaÅŸtık, sonunda o kazandı Jandarmayı çağırıp zabıt tutturdum. Jandarmanın iÅŸleri Polisinkinden daha bok olduÄŸu için karakola gidip imza atmamız gerektiÄŸini, daha sonra dosyayı savcılıktan almamız gerektiÄŸini söylediler. Tamam dedik gittiler. Yaklaşık 2 saat sonra çekici geldi, aracı yükleyip birlikte jandarma karakoluna gittik. Arabanın ruhsatında çıkan sorun ve görevlilerin iÅŸlerini cıvıyarak yapmalarından dolayı yaklaşık bi 2 saatte orda bekledik. Çıkıp çekiciyle birlikte servise gittik. Kendi arabamızın içinde oturduÄŸumuz için bi süre sonra aracın içi soÄŸudu. Araç çalışmadığı için klimayıda çalıştıramadık. Kız arkadaşım üşüdü, sallanmalardan midesi bulandı, hastalandı… Gece saat 12:00 - / + … sıralarında mı surlarında mı nederler bilmiyorum artık, Servisteyiz. Aracı indirdik, Serviste sadece Gece GüvenliÄŸi Cengiz Kara abi o kadar güzel ilgilendiki. Galerinin kapısını açtı geçtik oturduk. Servisin bana kiralık bi araç vermesini istedim, bu hizmeti kasko ÅŸirketinin verdiÄŸini söyledi, itiraz edecek durumda deÄŸildim ve itiraz edilecek bi üslupla söylemedide zaten. Kasko ÅŸirketini aradım, çıkan bayan araç vermek istemedi ilk baÅŸta. Rent a Car ın bu saatte kapalı olduÄŸunu vs. söyledi. Otobüsle evimize dönücekmiÅŸiz, biletleri kasko ÅŸirketine götürüp bilet paralarını alıcakmışız. Ben tek olsam bunun için zaten aramam hiç biyeri. Hava yaÄŸmurluda olsa, soÄŸukta olsa çıkar bi ÅŸekilde giderim ama yanımda kız arkadaşım olduÄŸu için, hasta olduÄŸu için ve hava aşırı yaÄŸmurlu olduÄŸu için bunu yapamazdım. Kasko ÅŸirketindeki bayana durumu izah ettim, rent a car la görüştürdü bizi ve 10 dakika sonra araç geldi. Araç gelene kadar Gece GüvenliÄŸi Cengiz Kara nın kulübesinde sıcak çayından içtik. Gün içinde olan tek olumlu ÅŸey buydu. Aracımız geldi. Fiat Palio .. Formumuzu doldurduk ve aracı teslim aldık. Yapacak 3 ÅŸey var. Biyere park edip uyumak, İzmit’e eve dönmek, Bolu DeÄŸirmenyeri’ne gitmek. Biz en zor olanı seçtik ve DeÄŸirmenyerine gitmek üzere yola çıktık. YaÄŸmur hiç kesilmedi. 45 dakika kadar gittikten sonra TaÅŸkestiden önceki virajlı daÄŸ yoluna girdik. bu yoldan daha önce 2 defa geçtik. Biri rezervasyonu yaptırdığımız gün, diÄŸeride çekicinin üstünde. 2 sindede problem yoktu, çekicinin üstündeyken yaÄŸmur vardı ama yol net olarak gözüküyordu. DaÄŸ a hafif tırmandıktan sonra inanılmaz bi sisin içine girdik. Görüş mesafesi abartısız 3 mt. yoldaki çizgiler silinmiÅŸ, yani onları takib ederek gitmemizde çok zor. Geri dönmeyi hiç düşünmedim. Ortalama 35 km/h hızla sisli yolda 1 - 1,5 saat kadar gittik ve sis sonunda bitti. Mudurnuya geldik. Daha önce adres sorduÄŸumuz Petrol Ofisi’ne geldik ve durduk. inip tekrar DeÄŸirmenyerini sordum. Tarif edildi ve yola çıktık. Giderken sabah kaza yaptığımız yolunda yanlış yol olduÄŸunu gördük. SaÄŸ salim deÄŸirmenyerindeyiz. Yemek yemek hiç aklımıza gelmediÄŸi için sabah yaptığımız kahvaltıyla duruyoduk ve sıcak ortamı görünce aç olduÄŸumuzu hissettik. Ulvi Ilgaz, EÅŸi ve anne babalarıyla ufak bi sohbetin ardından DeÄŸirmenyerinin ufak restoranında çalışan, ismini bilmediÄŸim bayan arkadaÅŸ hemen çorbalarımızı getirdi. Çorbayla birlikte mezelerimizi yedik, arkasından köftelerimiz geldi. Mide bu kadar yemeÄŸi birden kabul etmediÄŸi için köftenin bi kısmı ve mezeler kaldı. Daha fazla oturamadık hemen evimizin anahtarını aldık. Arabadan eÅŸyalarımızı getirdik ve yerleÅŸtik. Pek fazla ayakta duramadık hemen uyuduk. Gece, köpeÄŸin sabahın köründe havlamasına kadar çok güzel geçti. 2 saat kadar hav hav seslerinin arasında uyumaya çalıştım ama olmadı. Evimizden çıktık, kahvaltımızı yaptık, çaylarımızı içtik, gevÅŸedik. HerÅŸey çok güzel. 2 - 3 saat kadar evlerin arasında dolaÅŸtık, bi kaç kare fotoÄŸraf çektik, evimizde oturup bilgisayarda bi kaç siteye girdik, çok eÄŸlenceliydi. Msn Messenger vs. gibi iletiÅŸim araçlarını kullanmadık. Aaa kaçak soktuÄŸumuz ÅŸarap var bide tabi türbiÅŸonumuz olmadı için ve isveç çakımızın Audide kaldığı için ÅŸarabı ilkel yöntemlerle açmak bana kaldı. Kız arkadaşım bilgisayarla uÄŸraşırken, banyoda ÅŸarapla ilgilendim. Aklıma bi kaç yöntem geldi ama daha önceleri baÅŸarısız olduÄŸum için deÄŸiÅŸik biÅŸey denemek istedim. Evimin dış kapı anahtarını ÅŸarabın mantarına hafifçe iterek sapladım, dibine kadar inince hafif çevirip yukarı doÄŸru çekmeye baÅŸladım. Mantar 0,5 cm. kadar yukarı geldi, açılacak gibi ama anahtar sıyrılmaya baÅŸladı. Anahtarı biraz daha çevirip yukarı çekmeye baÅŸladım ve anahtarın yarısı çıktı. DiÄŸer yarısı çıkmayan mantarın içinde kaldı, yani anahtarım kırıldı. Hiç aldırmadım, mantarın üst tarafını koparıp, diÄŸer anahtarlarımla mantarı dibe itmeye baÅŸladım ve mantar ÅŸiÅŸenin içine düştü. Birazcık ÅŸarap kaybettik ama ÅŸiÅŸeyi kafama diktiÄŸimde ÅŸarabın lıkır lıkır geldiÄŸini gördüm. Åžarabımızı yarıya kadar içtik. Biraz dolaÅŸmak için Paliomuzla yola çıkıp Mudurnuya gittik. Ufak tefek alışveriÅŸten sonra evimize geri döndük. Yine karnımızın hafif hafif acıktığını hissettiÄŸimiz için 17:00 gibi restorana girip yiyecek biÅŸeyler istedik. AkÅŸam yemeÄŸine az kaldığı için, yemeÄŸin olmadığındanmıdır yoksa bizi düşündüklerindenmidir aparatif biÅŸeyler yiyip içtik. Sonra yine evimize dönüp dinlenmeye eÄŸlenmeye devam ettik. AkÅŸam yemeÄŸi için tekrar restorana gittik. HerÅŸey çok güzel, etraf sessiz, evden çıkmak istemiyo insan. Karnının acıkmasınıda bekliyo tabi o ÅŸirin restoranda biÅŸeyler yiyip içebilmek için. AkÅŸam 21:00 - 22:00 gibi akÅŸam yemeÄŸini yemek için tekrar gittik çorbalarımız geldi, arkasından alabalık ve bira. Ben masaya düşene kadar içmek istiyodum ama kız arkadaşım çok fazla içmek istemediÄŸi için toplam 5 bira içip evimize döndük. Yatağımıza uzanıp 5 - 10 dakikalık sohbetten sonra oluÅŸan sessizlikte ikimizde bi güzel uyumuÅŸuz. Sabah 09:40 gibi uyandık sanırım, sallana sallana, istemeye istemeye hazırlandık. Çünkü bugün pazartesi. Aynı zamanda bizim dönüş günümüz. Etrafı toparladık, eÅŸyalarımızı hazırlayıp arabamıza yerleÅŸtirdik. Son kahvaltımızı yapmak için restorana çıktık. Kahvaltımızı yapıp çaylarımızı içtik ve hesabımızı istedik. ilk gelen hesap normalde gelmesi gerekenin nerdeyse yarısıydı. Åžaşırdık, yanlışlık olduÄŸunu düşünüp arkadaşı çağırdık ki gerçektende yanlıştı, hemen kağıdı kapıp düzeltmek için içeriye gitti. Aklıma bize fazla fiyat söylendide, gelen kağıtta yazan tutar doÄŸruydu, sonra biz yanlış deyince arkadaşın aklına fazla yazması gerektiÄŸi geldide içeri koÅŸup düzeltmemi yaptı. Tabi bu benim fesatlığım. Her zaman, heryerde, her konuda bu tür fesatlıklar yaparım. Neyse hesabımız geldi, ödememizi yaptık. Amca ve teyzeyle vedalaÅŸtık yola çıktık. Ulvi abi ve eÅŸi Boluya gitmiÅŸ, onları görmedik.
Yol çok güzel geçti, gelirken sisli olan daÄŸda durduk, güldük, eÄŸlendik ve sonunda Sakarya’ya geldik. Servise gece geldiÄŸimiz için ve Sakaryayı bilmediÄŸimiz için kaybolduk. Kaybolmak hoÅŸuma gittiÄŸi için hiç aldırmadım, boÅŸ boÅŸ bayağı dolaÅŸtık. Ama kaybolmamıza aldıran ve aşırı sinirlenen birisi vardı, kim olduÄŸunu söylememe gerek yok, zaten arabada 2 kiÅŸiyiz. Gerginlikten 5 dakika sonra servisi bulduk ve girdik. İlk geldiÄŸimiz geceki gibi deÄŸildi, etrafta bayağı insan vardı, serviste lifte kaldırılmış araçlarda tabi. Serviste yetkili 2 kiÅŸiyle görüştükten sonra dosya açılması için kasko ÅŸirketini aradım. Dosya açıldı, dosya numarası verildi, eksper kiÅŸisinin bilgilerinin cep telefonuma gelmesi kaldı sadece. 1 saat içinde gelmesi gerekirdi ama gelmedi, 2. saatin sonunda ÅŸirketi arayıp bilgileri istedim ve verdiler. Eksper aynı gün servise 2 kez gelen birisiydi. Önce bu kadar geç kalındığından, eksperin gittiÄŸinden dolayı üzüldüm ama dosya eksperin eline ulaÅŸmadan araca bakamazmış. Bi ÅŸekilde bunlar yapılır tabi, eksper gelir bakar, araca baÅŸlanır, daha sonra dosya geldiÄŸinde imzasını atar, baktım der gönderir ama bu tür ÅŸeylere gerek yok. Daha fazla bekleyemedik, bekleme salonunda bilgisayar ve wirelessımız olsada bekleyemedi. Aracı rent a car yetkilisine teslim edip, kendimizi çarşıya kadar bıraktırdık. Ordan 10 dk. da bir geçen İzmit midibüslerine bindik ve izmite geldik. Etraf çok tanıdık geldi DeÄŸirmenyerinin arkasından. Dolphin alışveriÅŸ merkezine girip yemeÄŸimizi yedik ve ayrıldık. Kız arkadaşım evine gitti, ben de istanbula dönmek için otobüse binmeye gittim.
Bu bi kaç gün içinde olan kötü ve güzel şeyleri bi araya toplayalım.
Kötü şeyler
- Mudurnu’ya kadar sorunsuz geldik, 2 km. kalmasına raÄŸmen yanlış yola girdik.
- Yanlış girdiğimiz yolda, mıcırlardan dolayı hafif bi kaza yaptık, radyatör delindi ve araç kullanılamaz duruma geldi.
- Çekicinin gelmesi 2,5 saat kadar sürdü.
- Çekiciyle birlikte Jandarma Karakoluna gittik, 15 dk. da yapılması gereken işlem, trafik tescilini yapan memurun yada devletimizin umursamazlığından dolayı 3 saat kadar sürdü.
- Çekicinin üzerinde servise giderken hava çok soğuktu, arabanın içinde üşüdük. (Ama keşke şöförün yanına otursaydık demedik.)
- Servisten kasko ÅŸirketinin saÄŸladığı arabayla Bolu’ya gitmek üzere yola çıktık, daÄŸ yolu aşırı sisliydi, korktuk.
Ben daha çok sanıyodum aslında …
Güzel Şeyler
- Rent a Car ın sağladığı aracın çok çabuk gelmesi
- DeÄŸirmenyeri
Bu kadar :)
Belki yazılanların tamamından bişey anlayamaz hiçkimse, ama birilerinin bişey anlaması için yazmadımki bunu zaten. Biz okudukça anımsayalım yeter. Aslında anımsanacak bişey değil ama o kadar olumsuz şeye rağmen, yinede güzeldi. Değirmenyerini ayrı olarak anımsayabilmek için, farklı bişeylerde yazmayı düşünüyorum. Sadece güzellikleri hatırlamak istersek, bu konuyu okumak istemeyebiliriz. Aradan güzellikleri seçmek bayağı bi zor olucak çünkü.
« En Son Fiyat Ne Olur ? | Animagic Gif Animator + Serial »
Yorumlar
yazının tamamını okudum
blogunu da aslında sarap yapımı ile ilgili yazıyı okurken takıldm blogunda baska bir kac yazıyı daha okudm
aslında yasını cok merak edıyorum ve ne ısle ugrastıgını cunku yazılarını yazarken duyguların son derece sessiz kalıyor ve sankı o da olsa olur buda olsa farketmz tarzında bir umursamazlık yada asmıslık var ayrınca o kdar yazıyı nıe okudm bilinmz belkı biraz surukleyici olmus
ii gecelere
yaşım 21. yazıda bahsettiğin umursamazlık bana göre sadece yazının sonunda var. Şuanda blog sayacı 1235 i gösteriyo. 1235 kişinin bu yazıyı okuyacağını düşünsem daha dikkatli yazar özenirdim. Ama en sonda dediğim gibi yazıyı birilerinin okuyacağını düşünmediğim için öylesine yazdım. Bu yorumu yazarkende tekrar okudum, acaip hoşuma gitti, abim - babam vs. ne güzel 13 yaşında, araba kullanmayı yeni öğrenip babasının arabasını çalan birisiymiş gibi gördüm kendimi. Ama bu kadar yazıyı şimdi olsa yazmazdım heralde, cidden çok uzun çünkü.