İnsanlık medeniyetle mi, yoksa vahşetle mi başladı?

kategori: İslamiyet
SPoRTeXHauST yazmış, 1498 defa okunmuş.

Çoğumuzun zihnini kurcalar: İlk insanlar ne idi, vahşi mi, medeni mi? Bu mesele üzerine kafamıza girmiş olan fikirleri ciddi şekilde tetkikten geçirecek olsak, onları pek karışık ve hatta birbirine zıt buluruz. Biz burada, teferruata girmeden bu konudaki fikirlerin başlıcalarını ve kaynaklarını belirtmeye çalışacağız.

İnsanlığın başlangıcı hakkında halen üç görüş yaygındır(*):
1— Evrimci görüş,
2— İslami görüş,
3— İlmi görüş.
1— Batı Kaynaklı Evrimci Görüş: Buna göre, insanların atası maymundur. Maymun kılını atarak insan olmuÅŸtur. Maymunluktan sonra teÅŸekkül eden ilk insan cemiyeti (bazılarına göre cemiyetleri), korkunç bir vahÅŸet devri geçirmiÅŸtir. El yordamıyla ilerleyen bu ilk vahÅŸiler, bir kısım tesadüflerin de yardımıyla bazı teknikleri elde etmiÅŸlerdir. Söz geliÅŸi, kuru odunları birbirine sürterek ateÅŸi bulurlar. Bir orman yangınında telef olan hayvanla piÅŸirmeyi, ocağın yanında yanarak sertleÅŸmiÅŸ olan çamurla da seramiÄŸi keÅŸfederler vs. Bu ÅŸekilde, gittikçe ilerleyen insanlık, en üst seviyeye Batı`da ulaÅŸmıştır. Batı medeniyeti insanlığın en yüce, en üstün medeniyetidir. Bütün insanlık onu benimsemek zorundadır. Onun dışında kalan sistemlere “Medeniyet” denemez. Çin, Hint, İslam medeniyetleri, bu sebeple barbarlıktır, vahÅŸettir, geriliktir. “MedenileÅŸmek” isteyen her fert, her cemiyet onu benimsemeye mecburdur, mahkumdur vs.

2— İslami Görüş: Kur`an-ı Kerim tarafından ortaya konan bu görüşe göre, ilk insan Hz. Adem(as)`dir ve bir peygamberdir. Hz. Adem, peygamber olması hasebiyle, vahye mazhardır ve kendisine kitap gelmiştir. Bu kitapta insanlar için zaruri ve gerekli olan bilgiler vardır.

Gerekli bilgilerden maksat sadece dini olanlar değildir. Maddi hayatla ilgili olanlar da buna dahildir Nitekim, bazı rivayetler, Hz. Adem`in cennetten, beraberinde, insan hayatının devamı ve teknolojinin gelişmesi için şart olan teknik teçhizatı da getirdiğini belirtir: Örs, kerpeten, çekiç, iğne, gürz bunlardandır. (Razi, Tefsir, 29/241-243; İbn Kesir, 6/566)

Dinimiz bu temel görüşe ilaveten, hiç bir devirde insanların başı boş bırakılmadığını, her kavme mutlaka Peygamber gönderildiğini de haber verir. Kur`an-ı Kerim, geçmiş kavimlerden Allah`ın emirlerine uyanların güçlü medeniyetler kurduğunu, azanların ilahi cezalara maruz kalarak yıkılıp gittiklerini ve yeryüzünde isimlerinin bile unutulduğunu tekrar tekrar ifade eder.

Bu söylenen görüşler, insanların düşüncelerine, derin etkilerde bulunmuştur. Bir kaç tanesini belirtelim:
- Avrupa medeniyetinin en üstün, en son medeniyet olduÄŸu görüşü, Avrupalılara, bir egoizm vermiÅŸtir. Bu bencillik, askeri ve ekonomik üstünlüğü elinde tutan Batılıların, tarihte görülmeyen vahÅŸi metotlarla sömürgeleÅŸtirdikleri kavimleri “medenileÅŸtirme” adına imha etmelerine sebep olmuÅŸtur. KeÅŸfedildiÄŸi asırda milyonlarla Kızılderilinin yaÅŸadığı Amerika`da bugün o ırk sönmüştür. Okyanus adalarında ve Afrika`da yaÅŸayan “medenileÅŸmeyecek yaratılışta” olduÄŸuna hükmedilen vahÅŸiler (!) (yerli, iptidai, barbar, ÅŸarklı kelimeleri de aynı manada kullanılır) günümüzde bile aynı telakkinin kurbanları olmaya devam ediyorlar.

- Bilhassa 19. asırla 20. asrın ilk çeyreÄŸinde hemen hemen bütün dünya “aydın”larını yönlendirmiÅŸ olan Batı menÅŸeli görüş, Batı dışında kalan milletleri “medenileÅŸmek için BatılılaÅŸmak” kompleksine iterek, maddi ve manevi büyük yıkımlara sebep olmuÅŸtur. Bunun en güzel örneÄŸi Türkiye`mizdir. Bu maksatla yapılan bütün çalışmalar -herhangi bir müspet ve yapıcı hizmet sunmaksızın- korkunç bir anarÅŸide karar kılmıştır.

- Peygamberlerin teknikte de örnek oldukları, insanlık tarihinde kaydedilen teknik merhalelerin peygamberler sayesinde gerçekleÅŸtirilmiÅŸ bulunduÄŸu prensip olarak benimsenmeyince, geçmiÅŸle ilgili durumlar saÄŸlıklı bir ÅŸekilde izah edilememiÅŸtir. Eski devirlerden günümüze intikal eden harika eserler var. Bunlar o kadar harika ki, yukarıda açıklanan Batılı anlayış gereÄŸince vahÅŸi addedilen eski insanların eliyle yapılmış olması mümkün deÄŸildir. Mesela Piri Reis`in çizdiÄŸi dünya haritası, bu zihniyete sahip bir Batılıya göre, “Fezadan gelen devlerin çizdiÄŸi asıllarının kopyasının kopyasının kopyasıdır”. Çünkü Piri Reis Batılı deÄŸildir, ÅŸu halde barbardır, vahÅŸidir ve dolayısıyla böyle mükemmel bir eser vermesi mümkün deÄŸildir.
Bu zihniyet, Batı menÅŸeli olmayan bütün tarihi eserleri böyle izah edecektir. Aynı yazar, Peru`da, kuru çamurun içinde bulunmuÅŸ olan ve fevkalade mükemmelliÄŸi belirtilen bir takvimle alakalı olarak da ÅŸu açıklamayı yapar: Bu mükemmellik de, onu tasarlayan, ortaya koyan ve kullananların bizden üstün bir uygarlık (medeniyet) seviyesine ulaÅŸmış olduÄŸunu ispatlamaktadır. KENDİMİZE OLAN SONSUZ GÜVENİMİZ BU İSBATI NASIL KABUL EDECEK BİLMİYORUM”.

Keza, bir heykel üzerindeki ÅŸekillerde okunan bir kısım astronomik bilgilerle alakalı olarak da ÅŸu yorum ileri sürülür: “Bu astronomi bilgisini, yapı sanatında bile pek geri olan iptidai insanlar mı bir araya getirmiÅŸti, yoksa bu bilgi dünya dışı bir kaynaktan mı gelmiÅŸtir?”

Kendi dışında kalan insanlığı vahÅŸete mahkum eden Batı zihniyeti, geçmiÅŸ devletlerden intikal eden, izahı imkansız (!) pek çok ilmi ve teknik harikaları saydıktan sonra, bunları izah sadedinde, ÅŸu safsataya düşer: “Bizden önce yüksek bir kültürün, ya da eÅŸit seviyede bir teknolojinin varlığını kabul edemeyeceÄŸimize göre, bir tek nazariye kalıyor: Uzaydan (fezadan) bir ziyaretçi”.

Kur`an-ı Kerim`in verdiÄŸi bir espri ile bakınca, böylesi harika eserlerin, insani olduÄŸu, ancak İlahi vahye mazhar peygamberlerin irÅŸadına dayandığı kabul edilir. Zira Kur`an-ı Kerim, insanlığın geçmiÅŸini vahÅŸet ve cehalete mahkum etmez. Aksine, bir kısım eski milletlerden bahsederken, onların “kuvvetçe daha ileri”, “mal ve evlatça daha çok” olduklarını ve “yeryüzünde daha çok, daha saÄŸlam eserler bıraktıkları”nı belirtir. (Åžu ayetler görülebilir: Tevbe, 69; Fatır, 44; Muhammed, 12; Mü`min, 21, 82; Kasas, 76-78).

Terakkiyi inkar mı? Kur`an-ı Kerim ve hadis-i ÅŸeriflerden (Hz. Peygamberin sözlerinden) esasını alan İslam telakkisi, insanlığın gitgide terakki ettiÄŸini inkar etmez. “İlk cemiyet medenidir” derken, bugünkü manada içtimai ve teknik teçhizata sahiptir demek istemez. Onlar duyulan ihtiyaç nispetinde teknik ve kültürel teçhizata sahiptir. Kanunu ve kaideleri ilk cemiyetin sadeliÄŸi nispetinde basit ve mahduttur. Nüfus artıp, içtimai tansiyon (sosyal gerilim) kesafet kazandıkça, gerek teknik ve gerekse kanun ve kaideler yönüyle zenginleÅŸmeye, geliÅŸmeye ihtiyaç duyulmuÅŸtur.

Bu ihtiyaç da birbirini takip eden peygamberlerle karşılanmıştır. Peygamberler sadece dini ve içtimai kaideler getirmekle kalmamış, maddi problemlerin hallinde de önder olmuÅŸlardır. Nitekim, kumaÅŸtan yapılan elbiseye Hz. İdris, demirciliÄŸin -ve burada zırhın- geliÅŸmesine Hz. Davud, tıbba Hz. Lokman, gemiciliÄŸe Hz. Nuh, saatçiliÄŸe Hz. Yusuf öncülük etmiÅŸtir. Bu teknikler, bugünkü “medenilik”in geliÅŸmesinde küçümsenmesi mümkün olmayan sıçrama ve dönüm noktalarını teÅŸkil eder.

3— İlmi Görüş: Batılı görüşün, ilmi temelden mahrum ve tamamen hissi ve bencil hesaplara dayandığı, bizzat Batılılar tarafından ifade edilmeye başlanmıştır. Bilhassa etnoloji ilmi gelişip, yeryüzünün her tarafında yaşayan insanların dilleri, inançları, efsaneleri, ahlak anlayışı ve örfleri öğrenildikten sonra, insanlığın geçmişi hakkında ileri sürülen bu tekamülcü nazariyeler (teoriler) iyice itibardan düşmüştür. Çünkü, binlerce yıldır birbirleriyle hiçbir temasta bulunmamış olan Avustralya, Afrika, Amerika, Okyanus adaları ve kutuplarda yaşayan iptidai denen kavimlerin dillerinde, inançlarında, kültür ve tekniklerinde kuvvetli benzerlikler görülmüştür. Bu benzerlikler, insanların tek bir kaynaktan çoğaldıklarını, oldukça ileri müşterek bir medeniyet seviyesine ulaştıktan sonra yeryüzünde dağıldıkları fikrini ilham etmiştir.

Bu fikir, asrımızda, her geçen gün kuvvet kazanmaktadır.

Bu noktada da kalmayan saÄŸ duyu sahibi bir kısım Batılı alimler, “vahÅŸi” ve “medeni” gibi deÄŸerlendirmelerin tamamen izafi hükümler olduÄŸunu belirtirler. Onlara göre, yeryüzünde mevcut insan cemaatleri mutlaka bir kısım içtimai deÄŸerlere ve bazı teknik malzemelere sahiptir. Alet kullanmayan ve kaideye uymayan hiçbir cemaat mevcut deÄŸildir. Her cemaatin kendi dışındakini hor görüp tahkir edici isimler taktığı, “iptidai” denen insanların da, medeni Batılılara “vahÅŸi” nazarıyla baktığı görülmüştür. Bu durumları deÄŸerlendiren Batılı bir meÅŸhur, batılıların anlamış olduÄŸu ÅŸekilde bir vahÅŸetin insanlar arasında hiçbir devirde mevcut olmadığını belirttikten sonra, sözünü şöyle noktalar: “Asıl vahÅŸi, vahÅŸetin varlığına inanan kimsedir.”

Birlikten çokluk; medeniyetten vahÅŸet nasıl çıktı?” Kuran-ı Kerim`de belirtilen, baÅŸlangıçtaki medeni olan tek insan cemiyetinden çeÅŸitli ırkların, dillerin nasıl çıktığı, bir kısım iptidai grupların nasıl teÅŸekkül ettiÄŸi merak konusudur. Bu mesele henüz ilmen kesin hatlarıyla tam olarak izah edilmiÅŸ deÄŸildir. Ancak oldukça tatminkar açıklamalar yapılmıştır. Bunlardan birini aÅŸağıda sunmaya çalışacağız.

Prof. Gish, “Fosiller ve Evrim” adıyla tercüme edilen kitabında; ilk insanların topluluk halinde yaÅŸadıklarını belirtir. Zamanla mevcut kaynakların artan nüfus karşısında yetersiz duruma gelmesiyle bu topluluk fertlerinin de küçük gruplar halinde yeryüzüne dağıldıklarına iÅŸaret eder. Farklı ülkelere giden ve birbirinden iyice koparak aralarındaki irtibat kesilen bu grupların çoÄŸalmaları da yine kendi içlerinde olmaya baÅŸlamıştır. Önceleri aynı yerde bulunmuÅŸ olan gruplar, daha sonra bu bütünün üyeleri olarak çoÄŸalmaya devam etmiÅŸlerdir. Bu grupların her birisinde yüksek oranda melez meydana gelerek gruplar arasındaki fertlerin genetik yapılarında farklılık ortaya çıkmıştır. Neticede bu gruplar çeÅŸitli kabile ve ırkları hasıl etmiÅŸtir.

TopluluÄŸun orijinal merkezinden ayrılan bu küçük grupların bir kısmı önceden sahip oldukları bilgi ve sanatlarını devam ettirirken bazıları bunları kaybetmiÅŸtir. Bu kaybetme muhtemelen bazı faktörlerin tesiriyle olmuÅŸtur. Mesela; önceleri yaÄŸmacı akınlara karşı arazilerini müdafaa için silah yapma ihtiyacı duyan gruplar, toplumdan ayrılarak geniÅŸ ve boÅŸ sahalara yayılınca, bu ihtiyacı hissetmez oldular. Böylece silah yapımı terkedilmiÅŸ, toplanan az bir besin gruba kafi geldiÄŸinden bazı kabilelerde önceki ziraat iÅŸleri de bırakılmıştır. Bu devrede her grup kendi içine kapanık yaÅŸadığından sanatlar komÅŸu gruplar arasında karşılıklı deÄŸiÅŸmeden mahrum kalıyordu. Sonuçta “ilerleme” olarak ifade edebileceÄŸimiz hususlar bazı kabilelerde gecikmiÅŸ, hatta çok iptidai bir seviyeye doÄŸru dejenere olup bozulmuÅŸtur.

Bir merkezden yayılmış olan insanlardan bir kısmının ilerlerken bazılarının yerinde saydığına ve hatta gerilediğine dikkati çeken Gish şöyle der:
“Avrupa ve Asya`ya yayılan kalabalık topluluklarda medeniyet hızlı bir ÅŸekilde geliÅŸirken, Amerika ve Avustralya ile Güney Afrika`da dağınık halde yaÅŸayan gruplar, eskiden sahip oldukları medeniyeti de yavaÅŸ yavaÅŸ terk ettiler. Neticede günümüzdeki ilkel topluluklar haline geldiler.

İnsanlara ait sanat eserlerinin her tarafta bulunuÅŸu, ilk insanların bu ÅŸekilde dağınık olarak yaÅŸadıklarına iÅŸaret eder. GeçmiÅŸteki topluluklar oldukça ileri seviyede silah ve aletler yapabiliyorlardı. Ayrıca bunlar, inanç sahibi idiler. Ölülerini çiçekler ve çeÅŸitli maddelerle birlikte gömmeleri bunların dindar topluluklar olduÄŸunu ve ahirete inandıklarını gösterir”.

İlmi verilere dayanarak yapılan bu açıklamanın Kur`ani görüşe ne kadar uyduğu nazar-ı dikkatten kaçmamaktadır. Zira Kur`an`da gelen açıklamalara göre de insanlığın ilerlemesi, terakkisi devamlı olmamış. Bunu bir kısım zikzaklar ve kesintiler takip etmiştir. Bu neticeye yine o cemiyetlerin kendileri sebep olmuştur. Teknik yönden ilerleyip maddi bakımdan güçlenen toplumların, zaman zaman ilahi irşattan ayrılmaları gerilemelerine yol açmıştır. Çeşitli sapıklık ve ahlaksızlıklara düşmüş bu tip kavimlerin cezalandırılarak ellerindeki nimetlerin alındığı Kur`an-ı Kerim`de bildirilir. Bunların bir kısmı toptan helak edilmiş, bir kısmı da büyük maddi musibetlere, belalara maruz bırakılmıştır.

GeçmiÅŸ milletlerden bazılarının “Kuvvetçe daha ileri”, “mal ve evlatça daha çok” oldukları nazara verilir (Tevbe 69; Fatır, 44; Muhammed 13). “Yeryüzünde daha çok ve daha saÄŸlam eserler bıraktıkları” ifade edilir (Mü`min, 21, 82). Kasas suresinin 76. ayetinde Karun`a “Anahtarlarını güçlü bir topluluÄŸun” zor taşıyacağı kadar çok mal verildiÄŸinden bahsedilir. Hatta, “Allah`ın önceleri ondan (Karun) daha güçlü ve topladığı ÅŸey daha fazla olan nice nesilleri helak ettiÄŸi”ne dikkat çekilir (Kasas 76-78).

Rum suresinde de geçmişteki medeni kavimlerden söz edilir:
“Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce geçmiÅŸ kimselerin sonlarının nasıl olduÄŸuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt-üst ederek onlardan çok imar etmiÅŸ kimseydiler. Ve onlara bürhanlarla peygamberler gelmiÅŸti. Böylece onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı. Sonra Allah`ın ayetlerini yalan sayıp onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu” (Rum, 9-10).

Bütün bu bilgilerin ışığında, şimdi insanlığın başlangıcını, geçmişini, vahşi kabul etmek mümkün mü? (**).

(*) Bu taksimin yanlış anlaşılmaması için şunu belirtmek isteriz: İslami görüş doğrudan nassa, âyet ve hadîste gelen açıklamalara dayanır, bunu öbürleri ile karıştırmamak gerekir. Evrimci görüş, daha çok modern çağda mevcut ibtidai kavimlerde rastlanan bazı müessese ve an`anenin ifratkar bir kıyasla ilk insanlara teşmiline ve bu prensipten geliştirilen spekülasyona dayanır. İlmi görüş ise, dünyanın her tarafında yaşayan farklı cemiyetlerin sunduğu benzer kültürel unsurların, yani objektif verilerin yorumuna dayanır. Bu sonuncu spekülatif sayılmaz.
(**) Daha fazla bilgi için : Cânan, İ.; Peygamberimizin Hadislerinde Medeniyet, Kültür ve Teknik, Cihan Yayınları, İstanbul 1984.

Soularla İslamiyet


« Madem Cenâb-ı Hak Hiçbir Åžeye Muhtaç DeÄŸildir, O Hâlde Kâinatı Niçin Yaratmıştır ?   |   Reklam İçin Popup Pencere »




Yorumlar

Kullanıcı girişi yaparak ya da zorunlu olan * alanlarını doldurarak yorum yapabilirsiniz.

İsminiz *

Email adresiniz *

Web sitesiz

Mesajınızı buraya yazabilirsiniz:

Toplam 1 yorum var.

  1. hale ÅŸen | 18 Ekim 2007, 16:53

    istenilen konuyu tam olarak verememiÅŸsiniz

| 10numeRo | 51Promil | Abajur | Agloco | Alisko | Auto Video | Auto-Video | Avize | Aydınlatma | Forum Portali | Harry Potter | Hergele | Honda | Honda | MP3 | Romantizma | Soundstream | Volkswagen Türkiye | Wallpaper Arşivi